Slavoj Zizek Türkiye Sahaya İnİyor

Slavoj Zizek Türkiye, 21. yüzyılın en önemli filozoflarından, belki de en büyüğü olan, Slavoj Zizek'i Türkiye'ye tanıtmak amacıyla bir Twitter hesabı ve blog kuruldu.

Zizek ve Badiou Türkiye'ye geliyor

Dünyanın kendinden en çok söz ettiren filozoflarından Slavoj Zizek ve Alain Badiou, MonoKL'nin düzenlediği konferans için Ekim ayında İstanbul'a geliyor.

ZizekTR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ZizekTR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2013 Pazar

ZizekTR


Slavoj Zizek Türkiye, 21. yüzyılın en önemli filozoflarından, belki de en büyüğü olan, Slavoj Zizek'i Türkiye'ye tanıtmak amacıyla bir Twitter hesabı ve blog kuruldu. 

Zizek'i Türkiye'ye tanıtmadaki en büyük gaye, onun karmaşık ve anlaşılmaz akademik ifadelerini belirli bir zümrenin elinde tutmasına karşı bir tavır ortaya koymaktır. Zizek'in düşüncelerinin anlaşılır kılınması ve toplum tabanına inmesi, en azından sosyal bilimde günceli takip etmeye çalışan ya da bu konuda bir şeyler yapma amacını güden bireylerin Zizek'e Türkçe'de erişimini kolaylaştırmak bir ihtyaç olmuştur. 

Bunu bir lobi faaliyeti olarak da görmemek gerekir. Tam tersine Zizek'in görüşlerinin bir pazarlama stratejisi ya da paparazzilik ilgisi kurulmaksızın Türkçe'de "öz"ü ön plana çıkarılarak yaygınlaştırılması esas amaçtır. Diğer yandan da onu eleştirme gerekliliğini vurgulamak.

Zira, bir filozofun "gereğinden fazla" popüler olması, özellikle Türkiye'de insanların büyük tepkisini çekmekte. Bu tepkide "Bir filozof popüler olmaz, yaşarken değeri bilinmez. Ancak öldükten sonra onun fikirleri değerlendirilebilir/tartışılabilir" algısının ön plana çıkması şaşırtıcı değildir. Filozof çıkaramamış ve sosyal bilimler alanındaki düşünceleri ortaya çıkışından onlarca yıl sonra sadece aktarma yoluyla edinebilmiş bir ülkede bu tepkiyi yadırgamamak gerekir. Bunu dönüştürmek mümkün. 

Zizek'i Anlama Mevsimi

Ekşi Sözlük'te bir yazar 1984-1993'ün Zizek'i düşünme, 1994-2003'ün Zizek'e tapma, 2004-2013'ün ise Zizek'e saldırma dönemleri olduğunu yazarak, 2014'le birlikte "Zizek'i anlama" çağına girdiğimizi iddia etmişti. Batı dünyası için gerçekten de durum böyle olabilir. Türkiye'de durum biraz daha farklı. Düşünme, tapma, saldırma evreleri birbirinin içine geçmiş bir şekilde sahnelendi:

Düşünenler ne düşündüklerini beyan etmediler. 
Tapanlar az sayıdaydı ve bu tapma sorgulayıcılıktan uzaktı.
Saldıranlar farklı taraflardan  Zizek'i yerden yere vurdular, düşüncelerinin beş para etmez olduğunu savundular ve onu tam anlamıyla harcamaya çalıştılar.
Anlama evresine ise neredeyse hiç giremediğimizi söylemek mümkün. Eserlerinin neredeyse tamamının Türkçe'ye çevrilmiş olmasına rağmen, ön plana çıkarılan daima magazinsel söylemler oldu. Lady Gaga ile olan ilişki, çift klozetli bir fotoğraf, "yeni-Osmanlıcı Zizek" nidaları... Aslında Zizek'in eleştirdiği tüketim kültüründeki biçim-içerik mefhumunun aynısı kendisine uygulandı. Yazdıklarının, düşündüklerinin özü ortaya konmadan, sadece metaforlarla/şakalarla ve türlü magazinsel anlayışlarla ondan alınan (hem olumlu hem olumsuz anlamda) "haz"zın tüketilmesi Türkiye'nin Zizek serüvenine egemen oldu.

Şimdi ise gerçekten onu "anlamak" (Verstehen) gerekiyor. Anladıktan sonra düşünmeyi, tapmayı ve saldırmayı gerçekten birlikte düşünebiliriz.

Paylaş

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More